headerphoto
Anasayfa >> Makaleler >> Havadan Sudan >> Eski blogumdan bir yazı
Eski blogumdan bir yazı PDF Yazdır e-Posta
Önceki blogumu silerken kıyamayıp aldığım bir yazı. Aslında bir giriş yazısı:
Blog mantığının ne olduğu, ne işe yaradığı gibi sorular hala kafamda netleşmiş olmamasına rağmen şu meseleye yabancı kalmayayım diye ben de buraya bir kaç şey çizik ettireyim diye alengirli bir karar vermiş bulunuyorum ve şu anda siz de bu yazıları okumakta olduğunuza göre, bu, vermiş olduğum o zorlu kararı çoktan eyleme dökmüş olduğumu gösterir.
Peki burada ne yapacağım, ne gibi konuları işleyeceğim, neler yazacağım? İşte bu da ilk kararın ardından cevaplanması zor ikinci bir soru olarak karşıma çıkıyor.

Sanıyorum çağımızın klavye parmaklı diğer homo keyboardienstleri bu alanları, ilgi duydukları konularda yazılarını ve düşüncelerini iliştirmek için kullanmaktalar. Evet! Uzun ve engin araştırmalarımın ardından bu sonuca vardım. Çok enteresan değil mi? Tamam, kabul ediyorum ki bu tespitim insanlığı bir adım daha ileriye götürmeyecek ve sanıyorum dünya üstünde bu tespiti yapmış olan -Salyangozları saymazsak- altı milyarıncı bireyim. Aslında bunun sebeplerini de tahmin etmekte de zorlanmıyorum. Bir kaç mili saniyelik bir düşünce sürecinin ardından şu sonuca vardım: "Benim ilgi alanım yok ki? :o"

İlk tespitler hep yanlış mı olur bilinmez ancak bu da bir ilk tespit olduğuna göre ikinci tespitimde, ilk tespitlerin her zaman yanlış olup olmayacağının bilinebileceğini de iddia edebilirim tabi. Kaldı ki, ilgi alanlarıma dair tespitim de yanlıştı çünkü -kahrolsun, evet!- benim ilgi alanlarım var! Hatta benim amiyane tabirle "Hayvanlar gibi" ilgi alanım var ve bu kesinlikle ve kesinlikle hoşnut kaldığım bir şey değil. Bir zaman sonra bu ilgi alanları hiç biriyle doğru düzgün, hakkını vererek ilgilenilmemiş, çocuksu bir açgözlülükle biri sonuçlanmadan diğerine atlanmış öksüz hobiler olarak kalmakta ve ilgilenilmeyen alanlar literatürüne doğru yavaş yavaş yol almaktalar. İşte bu düşünce bir blog açıp bireysel propagandamı yapmamı sağlayacak süreçleri yavaşlatmıştı. Taaa ki....
Ne zamana kadar? Sörf yaparken diğer bloglara kazara çarpmaya başlayana kadar. Ardından şunu fark ettim modern dünyaya ait görünen her modern insan aslında en az benim kadar maymun iştahlıymış. Dünya nüfusu olarak -insanları kastediyorum- tüketmeye o kadar alışmışız ki fikirlerini bin yılların doktrine ettiği koskoca düşünce yapılarını bile "kullan at" olarak sarf edebiliyoruz. Lanet olsun, fikirleri bir kenara bırakalım, yeni yüzyılda kimin fikre ihtiyacı var ki?!!! Sadece 90'ların müziğine bakmak bile yeterli. Bir zamanların testislerine tapılan Michael Jackson gibi bir hokkabazı, bugün etrafta burnundan geri kalanları tutarak dolaşıyor veya bir dönem herkesin sırtında depresyon hırkası adı verilen aygıtla ayinsel bir hüzün töreni eşliğinde, boynu öne eğik, yaşamını sürdürmesine neden olan Kurt Cobain ve Grunge! Hiç bir şey eskisi gibi değil değil mi? Daha beş yıl öncesine kadar neredeyse gittiğim her yerde Nirvana çalıyordu. Enteresan bir şekilde grunge diğer "akım bile diyemiyorum" şeylere istinaden çok uzun sürdü. Hayır, yanlış anlaşılmak istemiyorum. Nirvana severim, Queen'i de severim örneğin... Evet örnek olarak en başta bunu vemeliydim. Zevklerimizin ne kadar çabuk değiştiğine baksanıza. Sadece "Queen in Wembley" Dvd'sini alıp izleyin. Wembley'i dolduran izleyicilere odaklanın, Freddie Mercury'yi, Roger Taylor'ı, Brian May'i, John Deacon'ı seyir eyleyin. İnsanların giyimine bakın, Sahnedeki objenin hareketlerine... Şarkıları ve sintesayzırların o bugüne yabancı sesini dinleyin. Sokayım! Kastetmek istediğim şeyi hala anlatamadım. 20 yıldan bahsediyorum lanet olsun, 100'lerce yıldan değil. Şimdi size çok normal geliyor olabilir, değişimin artık değişmediği bir yerde değişim, değişim olmaktan çıkabilir. O yüzden bazı şeyler anlaşılmaz bir hal alabilir. Örneğin orta çağda kim bu kadar çok tüketti? Onlarca neslin hayatı neredeyse bir önceki atalarının birebir aynısıydı. Oysa benim babam çocukken legolarla hiç oynamamıştı, ve ben de çocukluğumda örneğin, "Call of Duty" oynayamadım. Ericsson 688'den önce cep telefonlarını sadece bir bilim-kurgu olarak görüyordum. Hayatınızdaki diğer şeylere baksanıza! Onlar olmadan yaşayamayacağınızı düşündüğünüz nesnelerin sayısı gün geçtikçe nasıl da artıyor.
Sanırım konudan iyice saptım ve yine sanırım konuya geri dönemeyeceğim. Sözü geçen maymun iştahlılık yine devreye girdi ve ben artık o kahrolası ilgi alanlarım üstüne bir yazı yazmak istemiyorum. Hatta yazmaktan da sıkıldım. Gidip kendime yeni meşgaleler bulmalıyım.
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
[b] [i] [u] [url] [quote] [code] [img]   
:):grin;)8):p:roll:eek:upset:zzz:sigh:?:cry:(:x
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

!joomlacomment 4.0 Copyright (C) 2009 Compojoom.com . All rights reserved."